Kur'an da Korku



Kur'an da Korku....

İnsanın do umuyla birlikte gelen ve çocukla beraber gelişerek kendini ilk olarak gösteren duygular iki yönde gelişim gösterir. İçe yöneliş, Dışa yöneliş. Korku ve üzüntü daha çok insanın iç dünyasında a ırlı ını hissettirirken, öfke ve kibir dışa dönük bir yansıma gösterir.

Korku ve üzüntüde içsellik, derinlik vardır, genellikle riyası, yapmacı ı olmaz. Öfke ve kibir ise daha ziyade dışa taşarak görün tü verir, yüzeyseldir.

Korku ve üzüntüde süreklilik söz konusudur, beşikten mezara kadar, hatta ölüm ve sonrasında da insanı etkisi altında tutar. Öf ke ve kibir ise anlıktır ya da belli bir süreyi kapsar. Yaşlı insanda korku ve üzüntü olabilir ama o güçte kibirlenebilece i düşünülmez.

Korku ve üzüntü, olumlu pek çok duygu ve yetene i bloke edebilir, köreltebilir hatta öldürebilir. Sevgi gibi en temel ihtiyacımızı yok edebilir.

Önemlisi de korku ve üzüntü, insan karakterinin oluşumunda son derece etkilidir. Çocuk yaşta insanı etkiler ve hayat boyu bunların etkisi hissedilir, hatırlanır. Olumsuz pek çok alışkanlıklara da zemin hazırlayabilir.

Bu gibi sebeplerle Kur'an'da sıkça ele alınan Korku ve Üzüntüyü ilk maddeler olarak işlemeyi uygun buluyoruz.

Mahiyetimizde bulunan bu duygu, kontrol altında tutulur yerinde ve dozajında kullanılırsa insan için nimet sayılır. Özellikle ken dimizi tehlikelere karşı korumamız ve tedbir almamız açısından son derece yararlı hatta gerekli olan bir duygudur. Tehlikenin ve zararın ne oldu unu bilemedi i dönemler de çocuklarımız, ilk birkaç deneyimden sonra bu duyguyu kolayca ö renirler. Yanan sobaya dokun muşsa bir daha denemez, havlayan ***** zamanla korkulacak bir varlı a dönüşür. Anne babanın tepkilerine göre de korkmayı, a la mayı, sevinmeyi, gülmeyi ö renmiş olur.

Günlük yaşamda kullandı ımız korkuların başında gelen "Allah korkusu!" kavramı sıkça tekrar edilir. Fakat bir taraftan bunun ne anlama geldi ini, insanın neler hissetmesi gerekti ini tam çözemeyiz. Di er taraftan da çocuklu umuzdan beri bilinçaltımız, aile ve çevremiz tarafından yerleştirilen korkuların, yo un işgal ve istilasına u ramıştır.

Ayrıca ekonomik durumlar, yaşam tarzı özentileri, aile sorunları gibi engelleyici olgular, Allah ve ahiret korkusunu hissetmek için nefes alacak bir boşluk bırakmamaktadır. Buna ba lı olarak neslimiz, belli bir kısmı itibariyle, günahlara, insana ve topluma zarar veren suçlara belli oranda da olsa a- çık hale gelmiş bulunmaktadır. Kısaca dünya korkuları ukbâ korkularını kamufle etmiş sayılabilir.

Korkuların bir kısmı do amızda bulunmakla birlikte, çocuk dönemde bilinçaltımıza yerleştirilen programlar sayesinde bir ömür boyu bu duygulardan etkilenme de söz konusu olabilir. Kişisel gelişimle ilgili ço u kitapta, patern de iştirme, iç temsil yöntemi, swish modeli ya da psikodrama gibi zihinsel ve duygusal işlemlerle bu eski filim şeritlerinin ve programlamanın de iştirilebilece i üzerinde du rulur.

İnsanın yararına olan her çalışmadan yararlanmak güzeldir şüphesiz. Ne var ki biz, en son ve en mükemmel bir Kitapın sâlik leri olarak kendi vicdan kültürümüzü yaşamak, korku duygusunu, daima her şeyin gerçe ini, hakikatini söyledi ini söyleyen (Sa'd, 38/84) Cenab-ı Hakkın kelamına bakarak anlamak ve yaşamak isteriz. Psikoloji ilminin, yani insan aklının her araştırmasının sundu u gerçeklere de kapalı kalamayız; onları kendi kültür imbi imizden geçirir, her insan gibi istifade etmeye çalışırız. Nitekim yer yer benzer tavsiyeleri biz de yapmaktayız. Hatta bazen Psikolojik yaklaşımların Kuran tavsiyeleriyle bire bir örtüştü üne şahit oluyoruz.

Söz gelimi Borderline bir kişilik bozuklu u tanımıdır. Tutarsızca yo un duygular arası gelip gitme demektir ve bize Kur'an'da sa dece bir kere geçen şu ayeti hatırlatmaktadır: "Müzebzebîne beyne zâlik", "İki duygu arası durmadan gelip giderler!"(4/143). Tabi Kur' an duyguları ele alırken, temel sebeplerini ve çözümlerini de dolaylı anlatımlarla vererek ele alır. Ayet, tavsiye edilen güzel duygulara, inanç ve ibadete yönelmek durumunda bırakılan isteksiz bir insanın, inanç ve ahlaki konuda özgürlük isteyen çıkarcı Egosuyla yaşadı ı iç çatışmayı bize anlatır.

Korku konusunda da, Kur'an bize "Güzel Korku" ve "Hiç korku ve üzüntü duymama!" diyebilece imiz önemli alternatif korku tedavisi sunmaktadır. Sıkça geçen bir ayet, bilincimize, bütün korkularımızı gölgede bırakacak müthiş bir olumlu enerji yüklemektedir.

Cennet korku ve üzüntü yeri de ildir. Cennetten inip, dünya korku ve üzüntüleriyle yüzleşme durumunda kalan insano luna verilen ilk ilahî mesaj şöyledir: "Cennetten inin! Benden gelen hidayete uygun davranırsanız bir korku ve üzüntü hissetmeyeceksiniz!" (2/3 . Başka ayetler de bu hidayeti, Kur'an, Peygamber, iman, ilim, ibadet, salih amel, istikamet, ihsan gibi kavramlara sahip çıkmak ve yaşamak olarak açıklar.



Yazıcı Gösterimi
Sayfa Başı Yukari